
Bugün artık kadınların çalışması ve profesyonel kariyer yapma hakları kabul edilmektedir.Ne var ki;bu düşünce,hala toplum tarafından yeterince benimsenmemiş ve yaşam şartları buna göre organize edilmemiştir.Toplumda hala geçerli olan düşünce,çocuk okuldan eve döndüğünde annesini evde bulmalı ve kadın,çocuğu 3 yaşına geldiğinde çalışmaya geri dönmelidir şeklindedir.
Hiçbir araştırma,annenin çalışıp çalışmaması ile çocuğun psikolojisi arasında bir bağ kurmamaktadır.Araştırma sonuçları,annenin çalışmasından çok daha başka noktaların önemi üzerinde durmaktadır:
- Kadının yaşam tarzı ile ‘değerleri’arasındaki uygunluk;aile hayatına paralel olarak iş yaşamını sürdürmeyi düşünen ve amaçlayan bir kadın,kendi ile barışık olacaktır ve çocuk,bunu hemen hisseder.
- Kadının çalışmasına aile bireylerinin gösterdiği tepkiler;örneğin,baba,annenin çalışmasına olumlu bakmıyorsa,aile içi atmosfer bundan etkilenecektir.
- Kadını çalışmaya iten nedenler önemlidir;kadın,işinden zevk alıyor mu yoksa sadece para kazanmak için mi çalışıyor.
ÇALIŞAN ANNELERDE SUÇLULUK DUYGUSU
Anneler,çocuklarıyla ilgili bir sorunla karşı karşıya kaldıklarında nerede hata yaptıklarını sorgularlar.Eğer anne çalışan bir kadınsa,bunun nedenini hemen bulur;kendi iş yaşamı.Hissettiği suçluluk duygusu,onda somatik belirtilerin oluşmasına yol açabilir ya da çocuğu ile ilgili her şeyi kendisi çözmeliymiş gibi bir tavır takınır,adeta çocuğunu tekeline alır.
Annenin içinde bulunduğu çevrenin(çalışma ortamı,sosyal ve ailevi çevre) ona sunduğu olanakların çeşitliliği ve kalitesi de önemlidir.Zengin bir sosyo-kültürel çevreye(kültürel aktiviteler,sosyal ilişkiler) sahip çalışan bir anne ile aynı olanaklara sahip çalışmayan bir annenin çocuklarının eğitim ve gelişimleri açısından bir fark yoktur.Bunun yanı sıra iyi bir çevreye sahip olmayan(dar sosyal çevre,sosyal izolasyon) anne,ister çalışsın ister çalışmasın çocuklarının eğitimiyle ilgili zorluklar yaşar.
BAZI ÖNEMLİ NOKTALAR
- Annenin doğumdan sonra işe başlama anı,çocuğun dengesini bozabilecek riskler yaratabilir.O nedenle annenin desteklenmesi ve yalnız bırakılmaması önemlidir,(eşi,diğer aile büyükleri,akrabalar,arkadaşlar,komşular).
- Annenin kendini iyi hissetmesi,kendisi ve ailesini geliştirmeye açık olması,’yaşayan’bir kişi olması,önemlidir.Her şeyi annenin organize ettiği ‘anne merkezli’ bir tutum,çocuk için hiç de olumlu değildir.Çocuk,annenin evde olmadığı durumlarda başka kişilere yönelebilir,(baba,aile büyükleri,komşular vs.).
Annenin fiziki yokluğu,duygusal yokluk anlamına asla gelmez.Çocuklarla iletişimin kalitesi,onlarla uzun zaman geçirmekle değil,ama,kaliteli zaman geçirmekle ilgilidir.
Anne,iş yaşamına geri dönerken,onu önemli bir karar beklemektedir; ’çocuğuma kim bakacak’.Bu sorunun tek bir doğru cevabı yoktur.Her aile,kendi yaşam tarzı,alışkanlıkları ve beklentilerine uygun farklı kararlar alabilir.Çocuğunuzu ister kreşe bırakın ister aile büyüklerinden biri veya bakıcı çocuğunuzla ilgilensin,önemli olan nokta,çocuğun ihtiyaçlarına cevap verilmesidir.Eğer çocuğun ihtayaçları tam olarak karşılanamıyorsa, çocukta somatik belirtiler,davranış bozuklukları,sosyal ilişkilerde güçlük,en sık rastlanılan problemlerdir.
Son olarak,vurgulamak isterim ki;çocukla ilgilenen kişilerin niteliğinin yanı sıra çocuğun yaşadığı sosyo-kültürel çevrenin ona sunduğu olanakların kalitesi ve çeşitliliği de büyük önem taşımaktadır.
FİGEN HAS SAĞLAM - Psikolog
CBA Uzman psikoloğumuz FİGEN HAS SAĞLAMa soru, bilgi ve destek için lütfen İLETİŞİM FORMUMUZU kullanınız.
|